Tan vakti, seher vakti. Avluda oturur iki kişi. Biri beyaz biri mavi. Bunların hepsi sadece iki mi kişi?

Hayale kalda gör her şeyi. her şey kötü. Her şey beyaz. Bize kalsa… Kalmadı hiç bir şey. Her şey şimdi çöl beyaz. Seher vakti, güz vakti. Bahar görmüş bir deli, anlattı bize hikayeyi.  Bu deli. Dedik dedik de çok mu üstüne gittik?

Avluda etti üç kişi. Bu deli değil veli. Hem de sahibesi var o bir kedi. Deli, veli, kedi. İşte etti şimdiden üç kişi.

Bunun bir vakti yok hazan yeli. Küheylan gibi yeleli. Çıktı geldi karşımıza düğmeleri neşeli. Basma kalıp, basma etek, yürü be anam babam bizler ecelli.

Avluda ettik dört-beş kişi. Bu avlunun var bir sahibi. Başı dertte gönlü keyfi. Durmaz o da geldi.

Bir avluda bin beş kişi. Sık bakalım sıkabilirsen bundan kelli.

Vuslat vakti, sahur vakti. Çıktı geldi kadı hazretleri. Hürmetine söyledik nice derdi. Şimdi avluda hiçbir kişi.

Uçbeyi şarkı yazmış evvela. Biz söylersekmiş haram evvela. Bunların hepsi şarkta. Kadı hazretleri vurdu damga.

Vurmadı kağıda, vurdu avluya. O vurdu, veli inledi. Veli inledi, deli dinledi.

Bunların hiçbirisi değil edebiyat. Bizde edep olsa ne biyat olsa ne. Veli inler deli dinler. Deli dinler biz keyfeller.

Bunları unutma gitsinler. Şarkta inleyip dinlesinler. Ben düşe dalarken ensemi öp.