Aralık On Üç

Aslında bak ne diyeceğim, bu gün bir şey yazalım mı? Ne yazalım ki aslında şöyle dağınık bir şey yazalım mı bir mum yakalım ortaya mesela bir müzik açalım. Ulan bu viskiyi de hiç sevmedim zaten pantolonun paçaları da iki buçuk santim eksik.  Bu şarkıyı değiştir sevmiyorum arada küllüğü de değiştirmek gerek. Kusura bakma ama benim bir haceti görmem gerek. Hayda üç yıl yoksun şimdi ortalıkta. İnsan olduğu yerde mutlu kalmalı şu mutfak kapısını da bir an önce takmalı. Tütsüler tesirsiz kalıyor, sigaramız var mı? Yok o zaman zuladan bir Bahman açılır. Abi bu arada bana da yakar mısın, ben yazıyorum sen yak bari. Eyvallah. Duraksarsak yazamaya biliriz, Burak Sarsak kim abi? Onayladın mı henüz gelmedi abi. Kız da ay ışığı var da ben bütün samanyolunu kesiyor gibiyim. da birleşik. düzelttim. Alt yazı nereden konuluyor abi. Bilmem, buluruz. Tamamdır buldum. Mohsen Namjoo iyi adam da ebemi tanıyormuş gibi davranıyor. Gülme lan ciddiyim. Biraderim o kız biraz farklı gibi. Sen de şöyle de: Yok farklı değil, sadece öyle düşünmek hoşuna gidiyor. Aslında harbiden öyle. Bunu birisi söylemişti bana. O zaman ben de şöyle diyorum. Yok farklı değil, sadece öyle düşünmek hoşuma gidiyor. Bak şu şarkıdaki beyaz eşarplı kadın var ya, evlenirim onunla. Yaşamak zor zanaat olmasına zor da tütsüyü mumla yakmak ne de kolay gelmişti halbuki. Öyle değil brom, dövmek lazım bir kapta; sen devam et yazmaya ben geliyorum. Noktalı virgülü doğru yerde kullandığımdan şüpheliyim ayrıca elime de mum damladı. Mutfakta ne uzun durdun dostum, kameti amma uzattın. Evi özledim. Geldin mi? Okumayacağım ne yazdığını, bilmeden devam edeceğim. Böylelikle ancak bir akışın içerisinde devam edebilirim. Bence artık yeni bir paragrafa geçelim, yeni bir konu olsun.

Olur. İlk defa bir içkimin bittiğine sevindim. Tadı kötüymüş. Çok. Bu çok güzelmiş ne? Lavanta abi. Köyüm gibi kokuyor. Ama mumla yakılmaz ki bir köy. Bak mum kokuyor, köyün. BİM’deki abla ne tatlıydı. Orası A101’di abi. Pardon yazması zor olur diye BİM dedim ama sen samimi olmayı seçtin. Her şey de bu kadar açık yazılmaz ki! Abi iyi ki CarrefourSa’ya gitmedik, bak nasıl rahatız. Yazarken bile zorlandım. Artık bir piyano almanın vaktidir ama önce şu faturayı mı ödesek. Bu kadın da kalorifere hiç vurmadı bugün. Çünkü ses yapmıyoruz. Az önce uluyan ben miydim. Aşktan da anlamıyor kahpe. Kahpe biraz ağır oldu, bu munis yazının içinde hoş durmadı. Devam abi, dur ben onu düzeltirim, yarın. Belki yarından da yarın. Bu da çok saçmaydı ya. Tanrı’ya çok şükür, şey Tanrı mı diyeyim Allah mı? Tanrı de genel olsun abi ama o zaman da… Tanrı’ya takan saçma bir güruh da var. Allah’ın da pek seveni yok abi. Çünkü sevenin Allahı var desen çok saçma olur. Neyse ne yapsak yeni bir paragrafa mı geçsek. Geçelim abi ama sanki yine de aynı devam edeceğiz gibi duruyor. Senin dil bilgini seveyim. Bu nasıl cümleydi. Dur bak bu sefer böyle spesifik bir konu belirleyip öyle geçelim. Tamam. Senin master degree’in var. Aşk diyelim mi? Diyelim. “Yazılacak o kadar çok şey var ki hiçbir şey yok.” Oldu mu şimdi bu? Azıcık klişe gerek. Fotoğraf güzel oldu ama. Fotoğraf çekmeye gidecektik abi kış da geldi. Kışı çekelim. Ama kış gelmesi lazım. Çay oldu mu abi. İğrenç viskimiz var daha. Hakikaten alttaki sensin üstteki de ben. Hayda. Yok lan öyle değil. Fotoğraftaki. Ha, balıklama belaya dalan ben miyim? Benim. Senin durumun iyi abi. Ben, daldığım yeri göremiyorum. Seni kafadan biri mi tutmuş sanki? Yok abi o kiriş. Yak bir Bahman, şenlensin ortam. Çok kötüydü bu espri. Şu fotoğrafı buraya da koyuyorum? Koy abi.
fotograf_kurami2

Salvador Dali karıncayiyen besliyormuş. Biz kedi almanın endişesindeyiz. Allahı severim. Bu abi çok bağırıyor. Allah’ı ben de çok severim ama (de ayrı.) dua etmek için aklıma gelmediği zamanlarda. Bu iki çocuk Boston Yangının’dan kurtulmaya çalışırken fotoğraflanmış. Biri kurtulmuş. Muhtemelen o sensin biraderim. Kurtulmak için de düşmek gerekmemeli bence. Hep yaptığım şey.  Farsça ne güzel dil. Ama İngilizce gerekli, gerekli değil de, şey; şart. Bak bu çocuklar… Alttaki Şems, üstteki Mevlana gibi. Benim dershanedeki yangın merdivenlerine benziyor. Yangın sayılırdı. Gülme üstteki kızıyor. Yarın okulun var bitirip de yatalım. Gerçekten şu okulu bitireyim de yatalım. UEL’ı geçtiğimizde çimlerde çıplak güneşleniyor muyuz?

Bir turnikeden geçebilir mi iki brandalı cengaver. Dumansız hava sahası için dört kat yukarıda beş liranın üzerine üçün beşin hesabını yapmamak için not tutar mı böyle bir ayyaş. Bazı köylerde Allı Turna denilse bile, havalı olsun diye demedik mi Flamingo. SİGARA İÇİLMEZ şeridinin içinde sadece çay içmek istedik. Çay içmek isteyince sigara da içtik. Çok pişmanız güvenlik abla. Bağışla bizi. Bu tütünü sarmamız zaman aldı. At deyince atılmıyor, ayrıca çevre dostu mahluklarız. Bir daha içip içip derse gelirsem beni atın üstünde vursunlar. Şu kazağı değiştir be artık. Bir de duvarın ne suçu var insafsız.  Hadi bitirelim. Yazının ismi de artık ARALIK ON DÖRT

Burak Can Demirci – Şark Beyfendisi

Yayınlayan

Şark Beyfendisi

sarkbeyfendisi@yahoo.com 

“Aralık On Üç” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s