Albatros ve Soytarı

[Albatros ve Soytarı bir hikaye dizisidir. Şuan Giriş Bölümü ile başladık. Aralık/21 En Uzun Gecemiz. Birinci ve İkinci bölüm yakın zamanda paylaşılacak. Umarım.]

 

GİRİŞ

 

Nemli bir dondurucu gün vaktinin gecesiydi. Dedem öleli dokuz gün olmuştu. Henüz bu yeni yaşama alışacak kadar güçlü değildim. Evden hiç çıkmamalıydım. Aile denilen kavram çok uzun zaman önce adım adım ayrılmıştı benliğimden. Geriye sadece bir avuç uzaktan bağlantılı akrabalar, birkaç arkadaş ve dedem kalmıştı. Dedem, namı bilinmeyen Emekli Alb. Ekrem Yıldız, eşi Hayriye Hanım’ın vefatı onun için çok ani olmuştu. Bütün bir yaşamı boyunca postal ritminde yürüyen Ekrem Bey, emekliliğinde Hayriye Hanım ile birlikte güzel bir seyahate çıkacaktı. Fakat olmadı. Hayriye Hanım, penceresi önündeki sümbüllerini ve manolyalarını bırakıp öylece terk eylemişti. Ekrem Bey, hayatının pişmanlığını yaşamak istemedi. Her sabah kalkıp saksı bitkilerini sulamaya devam etti. Torunu henüz lise eğitimine yeni geçmişti. Oğlundan bir eşyayı ister gibi almıştı torununu yanına. Hayriye Hanım ile yaşayamadığı hayatı ve seyahati yaşamak ve yaşatmak arzusuyla yetiştirdi torununu. Seyahatlerinden arta kalan zamanlarında torun okula gidiyordu. Gün geldi çattı ve lise diplomasını cebine koydu. Ekrem Bey yolculuklarından hayli mutluydu. Fakat gün geldi, torun olan bizim hikayemizin ana kişisinin üniversite imtihanlarına girmesi gerekti. Ekrem Bey, tüm bu olanlara geçici bir heves gözüyle bakıp yetmişlerin içerisinde seyahat edilebilecek zaman makinesi evinde torununu bekledi. Torunu yüzünde az bir tebessüm, az bir tedirginlik ve biraz da neşe ile çaldı kapıyı.

“İmtihanları geçtim Ekrem Bey.”
“Tebrik ederim. Hayli mutlusundur şimdi. Beni bırakıp gitmeyi düşünüyorsun değil mi? Ben de bütün gün bunu düşündüm. Haklısın. Kendine yeni bir yaşam kurabilirsin.”
“Hayır dede.”
“İmtihanları geçtim ama senin de benimle birlikte gelmeni istiyorum. Sensiz yapamam.”

Haklıydı. Dedesi olmadan bunca zaman hiçbir şey yapmamıştı. Dedesi onun fikriydi. Cenker ve dedesi birlikte İzmir yoluna düştüler. Heykeltıraş olacaktı bir taş ustası. Ekrem Bey gibi incelikli işleyecekti ve onun kalbini yavaş yavaş oyacak ve bir şekil verecekti. Yaptı ama tüm eserleri Ekrem Bey ve Hayriye Hanım ile ilgili oldu. Çünkü Cenker’e biçilmiş hayat, bir başka yaşamın izdüşümüydü. Koca bir gölgenin ardında devam etti yıllar boyu. Annesini çok özlüyordu fakat bunu Ekrem Bey’e belli edemezdi. Yıllar önce kızının intiharı sonrası uzun süre ordu evinde kalmıştı Beyefendi Ekrem. Bu konu hakkında hiç konuşmamıştı ve lafının açılmasına dahi müsaade etmedi. Söylediğimiz gibi, Ekrem Bey istemediği bir yaşamı yaşamıyordu ve bununla ilgili hatıralar bırakmıyordu belleğinde. Cenker annesinden hiç bahsetmedi. Ara sıra taş oyuyordu, hafızasında yer ettiği kadar annesini. Sanat okulundan hocalarının büyük azarlarına maruz kalıyordu. Götürdüğü yapıtlar o kadar silik ve o kadar anlaşılmazdı ki hocaları bunun bir sanat olmadığını söylüyordu. O da biliyordu bunun sanat olmadığını, sadece özlemini bastırmaya çalışıyordu ve daha fazla üzerine gelemezdi özlediği bir şeyi hatırlayamamanın acizliği. Okulundaki bu sancılı dönemlerde Ekrem Bey bir köşesine çekilirdi ve torunu diyalog kurmamaya çalışırdı. Ekrem Bey’in amacı, en ufak bir kıvılcım ile ateşlenecek kızının acısıydı oysa ki Cenker böyle bir yangına ihtiyaç duyuyordu. Yıllar olmuştu, nereden baksak on, bilemedin on beş yılı devirmişti bu acı fakat tek bir kişiyle konuşmamıştı. Sanırım Emekli Alb. Ekrem Yıldız ve Cenker Tunçbilek’i birbirine yakın tutan şey buydu. Sevdikleri iki insanın kaybı ve bunu sessizce yaşamaları.

Dedemin ölümüne nasıl alışabilirim. Onsuz bir yaşamı hiç düşlemezdim. Şimdi bu evin kapısını açsam ve çıksam dışarı. Dünya hala aynı dünya mıdır? Yaz geceleri serinliğinde rüyadan uyandığında insan, susuzluk kurutmuştur içini ama kalkamaz yataktan. İşte böyle bir halde hissediyorum kendimi. Birlikte yepyeni bir yaşam kurduğumuz bu ev, benim rüyalarımda rahatça uzandığım yatağım ve ölümle birlikte gelen kaybetme hissi içimi yakan susuzluğum.

 

1.BÖLÜM
YOLA ÇIKIŞ

Bu sabahın yine susayarak uyandım. Göz pınarlarımı pencere pervazına bıraktım ve banyoya usulca ilerledim. Banyoda

 

Yayınlayan

Şark Beyfendisi

sarkbeyfendisi@yahoo.com 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s