Ben Tanrı olmak istiyordum anne. Tüm yarattıklarımın içinde, en çok seni sevmek istiyordum. Sırf sen sevin diye tüm kainatı çağırıp önünde diz çöktürtmek istiyordum. Eğer ben Tanrı olsaydım, seni hiç sınamazdım. Bu oyunu baştan bozardım. Eğer ben Tanrı olsaydım anne, sana secde etmeyecek başka bir şey yaratmazdım ama biliyor musun anne iblisin bir suçu yok.  Ben Tanrı değilsem anne, iblisim bu hikayede. Sana bizim bu küçük koca dünyamızdan bir hikaye anlatmak istiyorum şimdi. Biliyorum kızıyorsun sen şimdi bunları okurken. Endişe de ediyorsundur, orası kesin. Fakat bana güvenmelisin. Bu hikayeyi ben yazıyorum ve bu oyunu ben kurdum. Sonunda sadece iyiler kazanacak bu filmin. Tanrılar ve iblisler bu filme giremeyecek.

Ben bir tanrı değilim anne ama biliyorum ki tanrı da benim gibi. O kadar yalnız ki bu yalnızlığını bastırmak için yaratıp duruyor.

Tanrı önce İblis’i yarattı. Yalnızlığını biraz olsun bastırır diye. Sonra Âdem’i. İblis, Tanrı’yı bizden daha çok tanır, daha çok bilir. Belki de bu yüzden araları açılmıştır. Bunca zamandır bir arada olmaları ve belki de birbirlerine bu kadar benzemeleri yüzünden sevmiyorlardır birbirlerini. Eğer ben iblis isem anne. Sen benden başka bir şey yaratma. Karşı gelirim ve aramız açılır haberin olsun. Fitne kılıcını ilk kullanan ben değil sen olursun. Biz Âdemsoyu, İblisin küçük kardeşiyiz. Henüz Tanrıyı o kadar da çok tanımıyoruz.  Neyse çok uzattım, biliyorum. Ne diyeceğimi çoktan unuttum, zırvalıyorum. Eğer ben Tanrı olsaydım anne. Hiçbir şey yaratmazdım. Öylece bakardım işte. Sonuçta ben Tanrı olsaydım, geleceği bilirdim ve bu yüzden hiç bir şeye dokunmazdım. Tanrı olmak gerçekten zormuş. Yalnızlık diyarının hükmünü sürmekmiş. Şükürler olsun Tanrıma! İyi ki beni Tanrı yapmamış.

Beni şimdi taşlayacaklar, bu sözlerim yüzünden topa tutacaklar. Bazen kimin şeytan kimin adem olduğunu karıştırıyorum bu oyunda.