Ah Canım, Gülizarım

[İyi sabahlar. Bugün davulumuzla bir şeyler tıngırdatıyorduk. Sonra sözcüklere döktük. Böyle söz’cükler çıkarttık. Bunları da DünyaDerviz’imiz de paylaşalım dedik. Umarım, okurken keyif alırsınız.]

Gün doğar şafaktan
Gül ağlar bu aşktan
Yine ay doğar şafaktan
Gün dolanır yavaştan

Surum, suretim, canım benim
Güzelliğin ben bilirim
Sensiz bu ömre ziyan derim
Surum suretim canım benim

Güzelliğinden canım
Su susuz, toprak ahlar açar

Ah canım, bir canım, gülizarım
Güzelliğini bir bilirim

Od yanar, gül içre
Bu bahçanın gülü nerde
Od yanar, aşk içre
Bu bahçanın piri nerde

Bilmez idim gerçek kimde
Gördüm ben senin gözünde
Şemsi vuslat bilmez oldu
Gül şavkına gelmez oldu
Bir gazel için ahlar doldu
Bu badenin mülkü nerde

Ah canım, bir canım, gülizarım
Seni görende bahtiyarım

Bu handa gazel doğdu
Bir güzele lütfü doldu
Nice gül için vakit oldu
Vuslat vakti Yakub oldu

Ah, canım, bir canım, gülizarım
Seni gören de bahtiyarım

Aşk elinden içtik bade
Hasan kıldık şerbet diye
Bu sahrayı sevdik niye
Sahranın mülkü sende

Ah canım, bir canım, gülizarım
Seni görende bahtiyarım

Nice dağları arşınladık
Bu meltemi arzuladık
Aşkı kuyuda aradık
Bilmedik yusuf nerde

Ah canım, bir canım, gülizarım
Seni görende bahtiyarım

Çocukların Oyunu

Çocuklar haber getirmişler
Bağların arasından evime
Çocuklar ceplerinde taşımışlar
İçinde kocaman dururmuş
Bu masalın bilmecesini
Sadece sen bilirmişsin
İşte bu yüzden senin evindeyim
Fakat senden cevabı hemen almalıyım
Çocuklar kırlarda beni bekler

Çocuklar ah vah etmişler
Yerdeniz dünyanın içinde
Çocuklar ağlamayı bilirmiş
Üstlerindeki kir pas ile
Bu yüzden gitmeliyim yanından
Onlar bensiz de yapabilirlermiş

Fakat senden bir ricam
Eğer gitmek istemezsem
Ve buralarda kalmak için çabalarsam
Ensemden tutabilirsin beni
İlk başta korkabilirim
Ama sen yine de öp beni
Sonra yaka düğme at sokağa
Çocuklar orada bekler beni

Çocuklar gülüp gitmişler
Sokakların arasından evime
Çantalarında taşımışlar
Bizim bu hikayemizi
İşte bu yüzden senin evindeyim
Fakat geri dönemem artık
Bu onların bize bir oyunuymuş


Güvercin Grisi

Bugün yıllardan Perşembe
Evden hiçbir zaman çıkmamalıydım.
Yağmur yağıyorsa eğer,
Ve kargalar hudut ihlalinde çığır açtılarsa
O bana yalvarırcasına bakardı.
Evet, ağzımdan düşüverecek şimdi:
Ben, bir melekle yaşıyorum kaloriferli bir evde
Hem de bazan onu işe götürüyorum cebimde.
Soğuk bir Haziralık sabahı yolunu şaşırmış.
Penceremi tıklattı.
Ben de pek sual etmedim, buyurlandı kanepemde.
İşte o günden beri birlikte yaşlanırız.
Ve çoğu zaman o bana yalvarır.
Yağmur yağıyorsa eğer,
Sokaklara atmak isterim kendimi.
Annem yoksa eğer evde,
Ve kargalar hudut ihlaline ışık tutuyorlarsa,
Soluk mavi olur evim.
Tam da böyle anlarda sokaklara düşer ellerim.
Kendim ve yolsuz meleğim.
Benim için hava hayli hoş.
Islanmak bir nevi arınmak.
Göktekinden gelen bir tas şifa.
Ama onun için pek öyle değil.
Arındıramaz o kendini.
Kanatları nem kokar.
Evin içinden rutubetin kokusunu atamıyoruz sonra.
Sonrası.

Günberi Uyanıklık ve İmam

Bugün yine ezandan önce uyandık.
O, işine ben çişe gittim.
Buranın altını çiseliyorum ki
İmamdan daha ses yok.
Sonra ben ağzımda geveledim bir ekmek
Gayem arzum sigara içmek de
Nerede bu çakmak?
Ben giderken çakmaya
İmam konuşturdu makamını
Tanrı Uludur!

Şimdi içim rahat.
En sevdiğim cânım dostum imam Murat
Hazırlanıp gitmem gerek amma
Bu hava hala kara
Yahu hangi an’da ben düştüm bu (kadar) kara
Murat Abi seslendi karısına
Nebahat!

Şimdi içim bir hayli rahat.
Basma etek giyer bu Nebahat.
Gözümle aynaya çekerken sürme
İmam olan Murat camiiyi süpürmekte
Suratınca muazzam bir neşe
Acaba seni mi düşünmekte

Yok yahu nereden tanısın seni
Sen gider miydin ki camiiye
Camiiye gidebilir mi
Eteklerin ve beylerin buna izin verir mi
Bir imam düşler mi seni geceleyin
Hava daha karaysa olur mu geceleyin
Sabahları gitmeden önce yok mu bana bir diyeceğin
Sen gider misin camiiye geceliğinle
Ben, Murat olan İmamdan kıskanır mıydım seni

Benim gözlerime bakınca: bu sürmeli
Bundan kelli bu bir bilmece
Bunu bilenler ancak öpebilir seni

Şimdi içimde bir kuşku bir kabahat!
Al şu kocanı,
elimden bir kaza çıkacak Nebahat!

Şarkta ezan okunmuştur şimdi
Gözleriyle imam soymuştur seni
Ya Nebahat bir el at bu işe
Al muradını da git evine
Yahut bırak beni sevdiceğimle.

“Ah melamet vah melamet”
Şimdi içim pek bir rahat.

* * *

Bir sabah vaktiydi uyandım
Ezandan önceymiş uyanıklığım
Aynada gözümle çekerken sürme
İmam daha uyanmamış
Bir sabah vaktiydi uyandım
Gök daha aydınlanmamış
İmamın karısı uyuyor

İmam ezanına başlamış
Sabahtan başladı işe
İmamın sesi oldu bir neşe
Hava aydın olur diye
Gökten başını almadı

İmamın çocukları uyanmış.
Bu işin tarifi zor karısına bir isim biçmeli.
Nazife yellenmekte, imam camiiyi süpürmekte
Benim gözlerime bakınca aynada onlar
sürmeli bu bir bilmece

Şarkta çoktan sabah olmuştur şimdi
Gözleriyle imam soymuştur seni
Ama öyle olmaz o şeyler, bir imam gece seni mi düşler

Ya Nazife bir el at bu işe!

Tan-ı Mahşer

 

Sözümüz söz özümüz öz olsun mu

Yanar bir mum içinde nice hane
Gönlü sen keyfeyle biter bu hare
Dalsan efkarı deryalardan içre
Yine bir hülya yine bir pakpençe

Giyer allı pullu güzel bu vakti mahşer
Bir neş’e mi bu yoksa bir tan-ı hazer
Sultan mı pir mi yoksa başka bir gazel
Geçen bir derya bir derdi kem ethem

İçtik badeyi elhamdulillah

İdrar Yolları Enfeksiyonlu Birinin Sözleri

Neden inanacakmışım Tanrı’ya?
Çin seddini o mu yapmış ya da ben mi
korkmuşum yeleli adamın karısından
Bilemiyorum işte, canım da acıyor
Zihnim ateş atılmaz bir konteyner
Beni asıl böyle allak bullak edenler
kanatlı melekler…
Ne işi var kanat ile uçmak ile
hem yağmur yağarsa nem kokar

***

Hayata tutunmak için mi gerekli ellerim
ya da dokumak için mi birkaç şeyi
Bir defa daha giremeyeceğim nehirde
süzülmek mi hislerim
Hislerimi betimleyememem mi yoksa
Atasözlerini dinleyip dinleyip susmam mı

Bazan diyorum her şeyi bırakıp uçmak
niyeti en iyisi

Baktıkça batıyoruz. Bir pencerenin ardında
nilüfer arıyoruz. Bu bataklık benim. Bu kötü.
Kim ister ki evinde bir saksı ve humhum kuşu

Madem gidemiyoruz, perde dikelim.

Hem madem ben kel bir Budist değilim
Tanrılar da yüz çevirmiş benden
O zaman niye sevmeyeyim
Yeleli adamın karısını
Hem ayakları büyükse
Güzel sever beni

Bir İstasyon ve Gitmeler Üzerine Kurulu Zırvalıklar

Annem büyütmedi beni
Sevmelere pek aşina değilim
Sırf bu yüzden bazen suratıma
Ellerimi sevdiririm

Annem büyütmedi beni
Sevmelere hazır değilim
Bazen saçma gelebilir ama
Karnımın acıktığını unutabilirim

Bilir misin
Annemi de büyütmemiş birileri
Bu yüzden satırlar dizerim
Her biri dört olunca
Ortadan bölerim
Bu hariç.

İşte kimileri buna haliç derler
Bence bir densizin intihar girişimi
Nasıl beğenir kendini
Ben, suda görse beni.